MyBulletinBoard (kısa: MyBB) bedava, açık kaynaklı BBS bir yazılım paketidir. MyBB grubu tarafından geliştirilmektedir. PHP kod sistemiyle yazılmıştır ve MySQL veritabanlarında veriler depolanır.

MyBB Genel Özellikleri

Genel Özellikler Listesi

  • Üyeler, Forumlar, Mesajlar ve Konular için Limitsiz Miktarlar
  • Sınırsız Arama Motoru (MySQL Versiyon 4 ve üstü)
  • Database Tablo Önekleri
  • Özelleştirilebilir Yönetici Kontrol Paneli
  • PHP Kodlaması

Üye Özellikleri

  • Kullanıcılar için standart profil ayarları
  • Kullanıcı Kontrol Paneli
  • Özelleştirilmiş Profil Alanları, Daha Fazla Profil Alanı Yaratılabilir.
  • Gelişmiş Özel Mesaj Sistemi ve Mesajları Klasörlerle Listeleme

Mesaj Özellikleri

  • Her Mesaja Dosya Ekleyebilme
  • Eklentideki Resimlerin İzlenebilmesi
  • Tıklanabilir İfadeler ve MyCode Seçenekleri
  • Yeni Cevap Seçeneğindeyken Daha Önceki Mesajları İnceleyebilme
  • Moderatörler için Hızlı Moderasyon Sistemi
  • Yeni Mesajları (İstenilirse) Email ile Haber Verme
  • Konu için Anket ve Anket Seçenekleri Oluşturma

Konu Görüntüleme Özellikleri

  • Normal veya Çizgisel Mod ile Konu Görüntüleme
  • Konunun Yazdırılabilir Versiyonunu Görüntüleme
  • Konuya Abone Ol
  • Konuyu Arkadaşlarına Gönder
  • Hızlı Cevap Kutusu
  • Mesajları Rapor Et

Moderasyon Fonksiyonları

  • Özelleştirilebilir Moderatörler ve Moderatör Ayarları
  • Bütün hareketlerin log şeklinde kaydedilmesi
  • Konuyu Kilitleme/Açma/Sabitleme/Sabitlik Kaldırma
  • Konuyu Taşı veya Kopyala
  • Seçili Mesajları Konudan Sil
  • Konuları Ayırma ve Birleştirme
  • Seçili Mesajları Birleştir

Yönetici Özellikleri

  • Renk Düzenini Seç veya Renk Düzeni Yarat
  • Kişisel Yönetici Not Defteri
  • Yönetim Özelliklerini ve Forumu Özelleştirme
  • Yönetim Ayarlarını Ekle, Düzenle veya Sil
  • Tüm Konu Adlarının Üst Kısmındaki Bölüme Duyuru Ekle veya Eklenecek Yeri Sen Seç
  • Forumlara Limitsiz Numaralar Ekle
  • Her Foruma Farklı İzinleri Olan Kullanıcı Grupları Koy
  • Konuları, Mesajları ve Eklentileri Düzenle
  • Kendi İfadelerini Ekle
  • Kendi Mesaj İkonlarını Ekle
  • Kendi Temanı Oluştur veya Herhangi Bir Temayı Kullan
  • Forumunu Kodlarla Geliştir (Kalıplar)
  • Hızlı Kullanıcı Ekle
  • Kullanıcılar İçinde Arama
  • Kullanıcı Birleştir
  • Kullanıcılara Email Yolla
  • Banlama Sistemi
  • Profil Alanları Ekle
  • Yeni Kullanıcı Grubu Ekle
  • Yöneticilerin İzinlerini Ayarla
  • Kullanıcılara Rütbe veya Kullanıcı Başlıkları Ver
  • Üyeleri Düzenle
  • Konuları Düzenle
  • Eklentileri Bul
  • Eklenti Uzantıları Ekle
  • Yönetici ve Moderatör Logları
  • “Yardım” Bölümü için Kendi Soru ve Cevabını Oluştur
  • Yedek Ayarları ve Yedek Alma
  • Forum İstatistikleri için Tekrar Sayım

Ve Diğerleri…

  • Kimler Çevrimiçi Listesi
  • Yardım Bölümü
  • Forum Takımı’nı Görüntüleme
  • Üye Listesi
  • Forum İstatistik Sayfası
  • Yeni Sayfa Yaratmak

Şeytani İncil (İng: The Satanic Bible)Anton Szandor Lavey tarafından yazılmış satanizmin kutsal kitabı. Kitabın içindeki 4 bölüm sırasıyla; Satan, Lucifer, Belial ve Leviathan’a ithaf edilmiştir. Aynı zamanda bu 4 şeytan sırasıyla; Güney-Ateş, Doğu-Hava, Kuzey-Toprak ve Batı-Su temel yönlerine ve elementlerine izafe edilir.

Satanic bible kitabının e-book şeklinde free yani bedava bir şekilde bu adreste bulabilirsiniz[Satanizm Dünyası - Satanic Bible kitabı için tıklayınız.]

Margaret Hilda Thatcher (okunuşu: Margırıt Hilda Tetçır, Barones-) (d. 13 Ekim 1925 Grantham, Lincolnshire, İngiltere), Demir Leydi lakabıyla da tanınan İngiliz siyasetçi, eski başbakan. Yakın tarihte İngiltere’yi en çok etkileyen kişilerden oldu. Hem büyük destek gördü, hem de ciddi bir muhalefetle karşılaştı.

Gençlik dönemi

Margaret Hilda Roberts, Doğu İngiltere’deki Grantham kasabasında doğdu. Babası Alfred Roberts manavdı, aynı zamanda yerel siyasette aktifti ve Metodist kiliselerinde vaaz veriyordu. Margaret da inançlı bir Metodist Hıristiyan oldu. Eğitim hayatı başarılı geçti. Oxford Üniversitesi’ne bağlı Somerville Koleji’nde kimya okudu. 1946′da Oxford Üniversitesi Muhafazakârlar Derneği Başkanı seçildi. Mezun olduktan sonra kimya sektöründe çalıştı. Dondurmanın erimeden saklanmasını sağlayan teknolojiyi geliştiren ekibin üyesiydi.

1950-1970 arası siyasi kariyer

1950 ve 1951 seçimlerine Muhafazakâr Parti’nin en genç adayı olarak katıldı, İşçi Partisi’ne karşı bu partinin kalelerinden Dartford’da mücadele etti. Siyasi çalışmaları sırasında tanıştığı Sir Denis Thatcher ile 1951′de evlendi. Zengin bir işadamı olan Denis Thatcher, eşinin çalışmalarını mali olarak destekledi. 1953 yılında ikiz çocukları oldu, aynı yıl Thatcher vergi hukuku uzmanı olarak baroya girdi.

Thatcher, Muhafazakâr Parti’nin kalelerinden birinde aday olmak için çaba gösterdi. Birkaç kez reddedilmesinin ardından, 1959 seçimlerinde Finchley’den aday oldu ve Avam Kamarası’na seçildi. Parlamentodaki ilk konuşmasında sıradışı olarak yerel meclislerin toplantılarını halka açık yapması için çağrıda bulundu, bu teklif daha sonra kanunlaştı. 1961′de Partisine karşı çıkarak sopanın bir ceza aracı olarak kullanılmasının kaldırılması için oy verdi. Erkek eşcinselliğinin suç olmaktan çıkarılmasını savunan az sayıdaki Muhafazakâr Parti milletvekilinden biriydi. Kürtaja izin verilmesi yönünde oy kullandı. Öte yandan, idam cezasının kaldırılmasına karşıydı ve boşanmanın kolaylaştırılması için getirilen teklife karşı oy verdi. 1966′da İşçi Partisi’nin vergi siyasetine karşı yaptığı başarılı konuşmada, bu siyasetin “sadece sosyalizme değil, komünizme doğru atılan adımlar” olduğunu öne sürdü. 1967′deki gölge hükümette yakıttan, ulaştırmadan ve nihayet eğitimden sorumlu bakan oldu.

Heath kabinesinde

Muhafazakâr Parti 1970 seçimlerini kazanınca, Thatcher, Heath kabinesinde Eğitim ve Bilim Bakanı oldu. Bakanlığının ilk aylarında, bütçe kısıntısı yapmak zorunda kaldı ve yedi ila onbir yaşındaki çocuklara verilen bedava süt dağıtımını kaldırdı. (İşçi Partisi, bu dağıtımı ortaokullar için daha önce kaldırmıştı). Bu nedenle halk arasında “süt hırsızı” olarak anılmaya başlandı ve protestolarla karşılaştı. Yakın zamanda açıklanan bakanlar kurulu tutanaklarına göre, Thatcher bütçe kısıntısına karşı çıkmış, ancak çoğunluğun kesintiden yana oy kullanması üzerine uyumu bozmamak için diğer bakanların kararını uygulamak zorunda kalmıştı. [1]

Thatcher, bakanlığı döneminde “solcu” olarak nitelenebilecek bir kararla sınavlı ortaokulların kaldırılması, eşit eğitim veren liselerin yaygınlaşması için çalıştı. Ayrıca İngiltere’de açık öğretim yapan ve tasarruf amacıyla kapatılması düşünülen Açık Üniversite (Open University)’yi kapanmaktan kurtardı. Thatcher, bunun genç yaşta üniversite eğitimi fırsatını kaçırmış fakat kendisini geliştimek isteyen yetişkinler için ucuz bir imkân olduğunu düşünüyordu.

Muhafazakâr Parti’nin 1974′teki yenilgisinden sonra yine gölge kabineye atandı, bu kez Çevre Bakanı oldu. Bu konumdayken, yerel yönetimlere gelir sağlayan oransal vergi sistemini kaldırıp kelle vergisine geçişi savunan siyasetini oluşturmaya başladı. Bu siyaset, Muhafazakâr Parti’de çok yandaş toplayacaktı.

Heath hükümetinin mali politikalarda ipin ucunu kaçırdığını savunan Sir Keith Joseph’i destekledi. Heath’in 1974′te ikinci kez seçim kaybetmesi üzerine, Joseph ona karşı aday olmaya karar verdi, fakat sonra vazgeçti. Bunun üzerine Thatcher, Heath’a rakip olmaya karar verdi ve Muhafazakâr Parti Başkanlığına adaylığını koydu. İlk turda beklenmedik şekilde Heath’tan fazla oy alan Thatcher, 11 Şubat 1975′te yapılan ikinci turda gerekli oy çoğunluğunu sağlayarak başkan oldu. Heath’ın kendisine selef olarak seçtiği William Whitelaw’ı başkan yardımcılığına getirdi.

Muhalefet lideri

19 Ocak 1976′daki bir konuşmasında Sovyetler Birliği’ne ağır eleştiriler getirdi:

“Ruslar dünya hâkimiyeti peşinde ve tarihin tanıdığı en yayılmacı devlet olabilmek için gerekli tüm imkânları hızla topluyor. Sovyet politbürosundaki adamlar kamuoyunun ne düşündüğüyle ilgilenmek zorunda değil. Silahları tereyağının önüne koyuyorlar, bizse hemen her şeyi silahların önüne koyuyoruz.”

Buna cevap olarak Sovyet Savunma Bakanlığı gazetesi Krasnaya Zvezda (Kızıl Yıldız), Thatcher’a “Demir Leydi” lakabını taktı. Lakap, kısa zamanda Moskova Radyosu tarafından tüm dünyaya yayıldı. Thatcher bu lakabı çok sevdi ve boyun eğmez - kararından dönmez kişiliğinin simgesi olarak benimsedi.

Kurduğu gölge kabinede Heath taraftarlarına da yer verdi ve Muhafazakâr Parti içindeki farklı görüşlerin temsil edilmesine gayret etti. Monetarist maliye görüşlerini Parti’ye kabul ettirmek için dikkatli davranmak zorundaydı. Heath hükümetinin ademi merkeziyetçi İskoçya siyasetine son verdi. Ocak 1978′de Granada Televizyonu’na verdiği bir mülakatta “insanlar bu ülkenin başka bir kültürün insanları tarafından işgal edileceğinden ciddi endişe duyuyor” demesi, kamuoyunda tartışma başlattı. [2] %43 seviyesindeki Muhafazakâr Parti halk desteği, mülakattan hemen sonra %49′a fırladı. Bazı yorumcular, Thatcher’ın bu konuşmayla aşırı sağcı Britanya Ulusal Cephesi (British National Front) yandaşlarını Muhafazakâr Parti saflarına çektiğini öne sürdüler.

1979′daki genel seçimlerden önce yapılan anketler, çoğunluğun Muhafazakâr Parti’yi desteklemekle birlikte, İşçi Partisi başkanı James Callaghan’ın başbakan olmasını tercih ettiğini gösteriyordu. İşçi Partisi, 1978-79 kışında sanayi kesimindeki anlaşmazlıklar, grevler, yüksek işsizlik oranı ve kamu hizmetlerindeki gerilemeler nedeniyle yıprandı. Muhafazakârlar, “İşçi Partisi çalışmıyor” (bkz. [3]) gibi sloganlarla rekor düzeydeki işsizliği ve hükümetin işgücü pazarına aşırı müdahalesini eleştirdiler.

Callaghan hükümeti, güvenoyu alamaması üzerine 1979 ilkbaharında düştü. Genel seçimler sonucunda Muhafazakâr Parti Avam Kamarası’nda 43 sandalyelik bir çoğunluk yakaladı ve Margaret Thatcher başbakan seçildi.

1979 - 1983

Thatcher, İngiltere’nin ekonomik çöküşünü önleme ve devletin iktisattaki rolünü küçültme vaatleriyle 4 Mayıs 1979′da hükümeti kurdu. İngiliz bürokrasisinde hâkim olan görüşten etkilenerek, İngiltere’nin İmparatorluk günlerinden beri gerilemekte olan etkisini artırarak uluslararası ilişkilerde daha etkin olmasını ve liderliğe oynamasını istiyordu. 1980′de ABD başkanı olan Ronald Reagan ve (daha az ölçüde) 1984′te Kanada Başbakanı olan Brian Mulroney ile pek çok noktada benzeşiyordu. Muhafazakârlık anglosakson dünyasında baskın siyasi ideoloji haline gelmekteydi. 1983′te başbakan olan Turgut Özal da liberal muhafazakârlığı Türkiye’de uyguladı ve Thatcher’a benzer bir iktisadi siyaset yürüttü.

Mayıs 1980′de İrlanda Başbakanı Charles Haughey ile Kuzey İrlanda sorunu hakkında görüşmeden bir gün önce Avam Kamarası’nda “Kuzey İrlanda’nın anayasal sorunları sadece Kuzey İrlanda halkını, bu hükümeti, bu parlamentoyu ilgilendirir ve başka hiç kimseyi ilgilendirmez!” dedi.

1981′de Kuzey İrlanda’daki Maze hapishanesinde bulunan İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) ve İrlanda Ulusal Özgürlük Ordusu mahkûmları, beş yıl önce ellerinden alınan siyasi mahkûm konumunu tekrar kazanmak için açlık grevine başladılar. Thatcher önceleri “Suç suçtur, siyaset değil” diyerek mahkûmlarla uzlaşmayı reddetti. Ancak on mahkûmun ölümüyle grevin sona ermesinin ve kamuoyundaki huzursuzluğun giderek artmasının ardından siyasi mahkûmlara verilen bazı haklar yeniden tanındı.

Thatcher, diğer yandan önceki İşçi Partisi hükümetinin Kuzey İrlanda’nın güvenlik işlerini yerel güçlere bırakma anlamına gelen “Ulsterleştirme” siyasetini sürdürdü. Thatcher’a göre, İngiltereyle birliği savunan Kuzey İrlanda, IRA’ya karşı kendini savunmalıydı. Bu durum, İngiliz askerlerinin Kuzey İrlanda’da ölmesi sonucu kamuoyunda meydana gelen tepkileri ve ordunun üzerindeki yükü azaltacaktı.

İktisat alanında, Thatcher, faizleri artırıp para arzını düşürmeyi hedefleyerek işe başladı. Gelir üzerinden vergi almaktansa dolaylı vergiyi tercih ettiğinden, KDV oranlarını aniden %15′e çıkarttı, bunun sonucu olarak enflasyon da hızla arttı. Bu siyaset, özellikle otomotiv sektöründeki işletmeleri kötü etkilediğinden, işsizlik İşçi Partisi zamanındaki bir milyon kişi seviyesinden hızla iki milyon kişiye yükseldi.

Siyasiler Thatcher’ın bu siyasetten U dönüşü yapmasını beklerken, o 1980 parti kongresinde siyasetini savundu: “Nefesini tutup medyatik deyimiyle U dönüşü yapmamı bekleyenlere tek bir sözüm var: İsterseniz siz dönün, Leydi dönmeyecek.” Bu sözler 1981 bütçesiyle teyit edildi: 364 ünlü iktisatçıdan gelen açık mektupta dile getirilen endişelere rağmen, hükümet, durgunluğun tam ortasında vergi oranlarını artırıyordu. Ocak 1982′de enflasyon yeniden tek haneli rakamlara düştü ve faizler de düşürülmeye serbest bırakıldı. İşsizlik artmaya devam etti ve resmi rakam olan 3,6 milyona ulaştı -ki işsizlik tanımında yapılan değişiklik yüzünden resmi rakamların düşük olduğunu söyleyen yorumcular gerçek işsizliğin beş milyona ulaştığını tahmin ediyordu. Ancak Lord Tebbit, işsizlik sigortasından yararlanmak için çalıştığı halde kendisini işsiz gösteren kişiler yüzünden gerçek işsizliğin üç milyona bile ulaştığından şüphe ettiğini söyledi.

1983′te İngiltere’nin sanayi üretimi, 1978′deki düzeye göre %30 gerilemişti.

Bu esnada, Arjantin’de işbaşına gelen cunta yönetimi, ekonomik alanda yaşadığı sıkıntılar nedeniyle kaybettiği halk desteğini tekrar kazanmanın yollarını arıyordu. 2 Nisan 1982′de Arjantin, 1830′dan beri hak iddia ettiği Falkland (İspanyolca: Malvinas) adalarını işgal etti. Bu, II. Dünya Savaşı’ndan beri bir İngiliz toprağının ilk işgal edilişiydi. Birkaç gün içinde Thatcher, bir deniz filosunu adaları geri almak için gönderdi. Falkland Savaşı’nda İngiltere’nin başarılı olması, Thatcher’ın halk desteğini arttırdı.

Falkland Savaşı ve muhalefetin bölünmüşlüğü sayesinde, Muhafazakâr Parti Haziran 1983 seçimlerinden önemli bir çoğunluk sağlayarak çıktı. 1983 başlarında iktisatta görülen düzelme emareleri de Muhafazakârların başarısında rol oynadı. Bu, Thatcher’ın kariyerinde bir zirveydi.

1983 - 1987

Thatcher, sendikaların gücünü kırmaya kararlıydı, ama Heath hükümetinin aksine, bunu tek bir kanunla zorlamak yerine yavaş yavaş gerçekleştirmeyi tercih etti. Çeşitli sendikalar, Thatcher’ı yıpratmayı hedefleyen grevler düzenledi. Bunlardan en önemlisi, 1984-85′te Millî Madenciler Sendikası’nın düzenlediği grevdi. Thatcher, önceden kömür stoklayarak greve hazırlanmıştı, böylece 1972′dekinin aksine hiç elektrik kesintisi olmadı. Grev sırasında polisin uyguladığı yöntemler, insan hakları savunucularının tepkisini çekse de, grevci işçilerin greve katılmayanların çalışmasını önlemek için şiddet kullandığını gösteren fotoğrafların basında yer alması, kamuoyunun grevcilere karşı dönmesini sağladı. Madencilerin grevi bir yıl sürdü ve sendikalar herhangi bir kazanım elde etmeden grevi sona erdirmek zorunda kaldılar. Thatcher, bunun üzerine 15′i hariç tüm ocakları kapattı ve kalanları da 1984′te özelleştirdi.

Kaçakçıların, Birleşmiş Milletler’in silah ambargosu altındaki Güney Afrika Cumhuriyeti apartheid yönetimine İngiltere’den silah kaçırdığının ortaya çıkması üzerine, Thatcher, İngiltere’nin önemli yatırımları bulunan ve gitgide Birleşmiş Milletler’in iktisadi yaptırımlarıyla karşılaşma ihtimali artan bu ülkenin Başkanı P.W. Botha ve Dışişleri Bakanı Pik Botha’yı İngiltere’ye çağırdı. Thatcher, Botha’yı apartheid siyasetini sona erdirmesi, Nelson Mandela’yı serbest bırakması, siyahların özgürlüğünü savunanları kovuşturmaktan vazgeçmesi, komşu ülkelerdeki Afrika Ulusal Kongresi (ANC) üslerini bombalamaktan vazgeçmesi, Namibya’dan çekilmesi ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına uyması konusunda uyardı. Ancak Botha bu uyarıları dikkate almadı. Haziran 1986′da Guardian gazetesine verdiği bir mülakatta Thatcher, Güney Afrika Cumhuriyeti’ne iktisadi yaptırım uygulamanın ahlaki olmadığını, zira bu yaptırımların milyonlarca siyahın işsiz kalmasına neden olacağını söyledi.

12 Ekim 1984 sabahı, 59. yaşgününden bir gün önce, Thatcher, Muhafazakâr Parti kongresi için kalmakta olduğu Brighton Oteli’ne IRA tarafından konulan bombanın patlamasından kıl payı kurtuldu. Patlamada beş kişi öldü. Thatcher, eğer banyoya girmesi biraz gecikmiş olmasaydı, patlamada zarar görecekti. [4] Thatcher’ın kongrenin ertesi gün programa uygun olarak toplanmasını istemesi ve bombacılara rağmen konuşmasını yapması, siyasi çevrelerde takdir topladı.

15 Kasım 1985′de, Thatcher, İrlanda Başbakanı Garret FitzGerald ile bu ülkeye ilk defa (tavsiye mahiyetinde de olsa) Kuzey İrlanda yönetiminde söz hakkı tanıyan Hillsborough Antlaşması’nı imzaladı. Antlaşma, Kuzey İrlanda’daki birlik taraftarlarınca öfkeyle karşılandı. Birlik yanlısı partiler parlamentodan toplu halde istifa ederek büyük çoğunluk sağladıkları erken seçimler yoluyla bir tür referandum yaptılar. Buna karşın, antlaşmayı iptal ettiremediler.

Thatcher’ın siyasi ve iktisadi felsefesi, serbest pazar ve girişimcilik üzerine kuruluydu. İktidara geldiğinde, deneysel mahiyette, küçük bir kamu işletmesini işçilerine satmış ve çok olumlu tepkiler almıştı. 1983 seçimlerinden sonra hükümet daha cesur hareket etti ve British Telecom’dan başlayarak 1940′lardan beri kamu mülkiyetinde olan pek çok büyük işletmeyi elden çıkarttı. Halkın yaygın bir kesimi satılan hisseleri aldı, ne var ki çoğu kişi kısa sürede kâr gerçekleştirmek için hisselerini sattı. Sol siyasetçilerin şiddetle karşı çıktığı özelleştirme politikası, Thatcherizm’le birlikte anılır oldu. Hisse senetlerinin tabana yayılması, bu politikaya destek verenler tarafından halk kapitalizmi olarak adlandırıldı.

Soğuk Savaşta Thatcher, Reagan’ın caydırma siyasetini destekledi. Bu, 1970′lerde Batı’nın yürüttüğü yumuşama siyasetine karşıttı ve yumuşamaya bağlı müttefiklerle sürtüşmeye neden oldu. Thatcher, ABD’nin nükleer cruise füzelerinin Britanya adalarında konuşlanmasına izin vererek Nükleer Silahsızlanma Hareketi’nin tepkisini çekti. Mamafih, reformist Sovyet lider Gorbaçov’un iktidara gelmesini olumlu karşılayan ilk Batılı lider de o oldu. Gorbaçov’un iktidara gelmesinden üç ay önce yapılan bir buluşma sonrasında, Thatcher, onun için “birlikte çalışabileceğimiz birisi” şeklinde yorum yaptı. Bu, Batılı güçlerin Sovyetler ile 1991′de bu ülkenin yıkılışına kadar tekrar bir yumuşama dönemine gireceğinin göstergesiyidi. Thatcher, Soğuk Savaş’ın sonucunu gördü ve onu destekleyenler, hem caydırma hem de yumuşama siyasetleriyle, Batı’nın kazandığı zaferde rolü olduğunu savundular.

1985′te Oxford Üniversitesi, eğitim bütçesinde kısıntı yapması nedeniyle, Oxford mezunu başbakanlara geleneksel olarak verilen fahri doktora unvanını kendisine vermeyi reddetti.

1986′da diğer Nato müttefiklerinin protestolarına karşın, ABD’nin İngiltere’deki üslerden Libya’yı bombalamasına destek verdi. Savunma alanında ABD ile işbirliği yapmayı tercih ettiğinden, İngiliz helikopter üreticisi Westland’ın İtalyan Augusta şirketi yerine ABD’li Sikorsky şirketiyle ortak olmasını sağladı. Augusta ile çoktan anlaşmış olan Savunma Bakanı Michael Haseltine, Thatcher’ın bu kararını ve yönetim tarzını protesto etmek için istifa etti. Haseltine, daha sonra da parti içinde Thatcher’la rekabet etti ve 1990′da iktidardan düşmesini sağlayanlardan biri oldu.

İkinci iktidarında Thatcher, iki önemli dış siyaset başarısına imza attı:

  • 1984′teki Çin ziyaretinde, Deng Şiaoping ile Çin-İngiliz Ortak Deklerasyonu’nu imzaladı. Buna göre, Çin, Hong Kong’a “Özel Yönetim Bölgesi” statüsü tanıyacak, 1 Haziran 1997′de yönetimini ele aldıktan sonra dahi “tek ülke, çift sistem” ilkesi gereğince elli yıl daha iktisadi durumunu değiştiremeyecekti.
  • Kasım 1979′da Dublin’de toplanan Avrupa Konseyi’nde, Thatcher, İngiltere’nin Avrupa Ekonomik Topluluğu’na (AET) verdiklerinin aldıklarından çok daha fazla olduğunu iddia etmişti. Zirvede “Topluluktan veya başka herhangi birisinden para istemiyoruz. Sadece kendi paramızı geri istiyoruz.” demişti. Thatcher’ın savları kabul gördü ve Haziran 1984′te Fontainbleau Zirvesi’nde AET, İngiltere’nin katkılarıyla kazanımlarının arasındaki farkın %66’sını yıllık taksitler halinde iade etmeyi kabul etti. Bu antlaşma hala yürürlüktedir ve Avrupa Birliği üyeleri arasında zaman zaman tartışmalara neden olmaktadır.

1987 - 1990

İktisadi patlama ve İşçi Partisi’nin tek taraflı nükleer silahsızlanmayı savunması sonucu 1987 seçimlerini 102 sandalye farkla kazanan Thatcher, Lord Liverpool’dan beri en uzun süre görevde kalan ve Lord Palmerstone’dan beri ilk defa üç seçimi üst üste kazanan başbakan oldu. Daily Mirror, Guardian ve Independent dışındaki tüm İngiliz gazeteleri onu destekliyor, buna karşılık basın sekreterinden düzenli brifingler alıyordu. Tabloid gazeteler ona sevimli bir lakap takmıştı: “Maggie”. Rakipleriyse bu lakabı “Maggie dışarı!” şeklinde aleyhine bir slogana dönüştürdü. Sol çevrelerde kendisine duyulan tepki, dönemin bazı şarkılarına yansımıştı: Stand Down Margaret (Otur Aşağı Margaret, The Beat), Tramp the Dirt Down (Pisliği Ez, Elvis Costello), Margaret On The Guillotine (Margeret Giyotinde, Morrissey), Mother Knows Best (Anne En İyisini Bilir, Richard Thompson).

Erkek eşcinselliğini önceleri desteklemiş olmasına karşın (yukarı bkz.), Thatcher 1987′deki parti kongresinde “Geleneksel ahlaki değerlere saygı göstermeyi öğrenmesi gereken çocuklarımıza, eşcinsel olmanın temel bir hakları olduğu öğretiliyor.” dedi. Bazı Muhafazakâr milletveklilleri eşcinselliğin “teşvik edilmesine” karşı çoktan bir hareket başlatmıştı. Aralık 1987′de çıkarılan tartışmalı bir kanunla okullarda eşcinselliğin “meşru bir ilişki türü” olabileceğinin öğretilmesi yasaklandı. Bu kanun sonraki yıllarda iptal edilmiştir.

Sosyal reformlar sonucu yetişkinler için ABD’dekine benzer bir İş Bulma Eğitimi sistemi kuruldu.

1980′lerin sonunda, aslında bir kimyacı olan Thatcher, çevre sorunlarıyla ilgilenmeye başladı. 1988′de, küresel ısınma, ozon deliği ve asit yağmuru sorunlarını kabul eden önemli bir konuşma yaptı. 1990′da meteorolojik tahmin ve araştırmalar için Hadley Merkezi’ni kurdu. [5] 2002′de yayımlanan kitabı Devlet Sanatı’nda (Statecraft), küresel ısınmaya insanların neden olduğu fikrine destek verdiği için pişmanlık duyduğunu anlatır:

“Çevresel sorunlara karşı hangi uluslararası önlemleri almaya karar verirsek verelim, iktisatlarımızın büyümesine ve gelişmesine engel olmamalıyız, zira gelişme olmadan çevre koruma maliyetlerini karşılamak için gerekli refahın yaratılması mümkün değildir.”

1988′de Belçika, Bruges’de yaptığı bir konuşmada, Avrupa Topluluğu’nun (AT) federal bir yapıya dönüştürülmesi önerilerine ve karar alma mekanizmasının merkezileşmesine karşı görüşlerini açıkladı. İngiltere’nin üyeliğini desteklese de, Thatcher AT’nin rolünün serbest pazar ve etkin rekabet koşullarını yerine getirmek olduğuna inanıyor, yeni AT düzenlemelerinin İngiltere’de yaptığı reformları geriye döndürmesinden korkuyordu:

“İngiltere’de devletin sınırlarını başarıyla daraltmamızın nedeni, bunların Avrupa düzeyinde tekrar genişletildiğini ve bir Avrupa üst-devletinin Brüksel’de yeniden tahakküm kurmasını seyretmek değildir.”

AT’nin hazırlanmakta olduğu İktisadi ve Parasal Birliğe, tek bir para biriminin millî paraların yerine geçmesine özellikle karşıydı. Bu konuşma diğer Avrupalı liderlerin protestolarına neden oldu ve Muhafazakâr Parti içinde Avrupa siyaseti konusunda derin bir çatlağın olduğunu ortaya çıkardı.

6-8 Nisan 1988′de Türkiye’ye resmi bir ziyarette bulundu.

1989′da, sürdürülemez haldeki iktisadi patlamayı durdurmak için faiz oranlarını arttırması üzerine Thatcher’ın kamuoyu desteği bir kez daha düştü. Thatcher, Avrupa para birliğine hazırlanma siyaseti izleyen Hazine Bakanı Nigel Lawson’u suçladı. Kasım 1987′de Financial Times gazetesine verdiği bir demeçte, Thatcher, bu siyasetten haberdar olmadığını ve tasvip etmediğini söyledi.

Haziran 1988′de Madrid’deki Avrupa Topluluğu zirvesi öncesi yapılan bir toplantıda, Lawson ve Dışişleri Bakanı Geoffrey Howe, Thatcher’ı parasal birliğin hazırlık aşaması olan Döviz Kuru Mekanizması’na katılmak için gerekli koşulları kabul etmeye zorladı. Toplantıda ikisi de Thatcher’ın koşulları kabul etmemesi halinde istifa edeceklerini söylediler. Thatcher, Howe’u azlederek ve iktisadi konularda daha çok danışmanı Sir Alan Waters’a danışarak her ikisinden de intikam aldı. Lawson, Thatcher’ın kariyerinin altını oyduğunu düşünerek Ekimde istifa etti.

Aynı yılın Kasımında, Thatcher, Muhafazakâr Parti liderliği için Sir Anthony Meyer’in rekabetiyle karşılaştı. Thatcher Meyer’i kolayca yense de, altmış kişi Meyer’e oy verdi veya seçime katılmadı - ki bu iktidardaki bir başbakan için yüksek bir sayıydı. Öte yandan, partideki taraftarları, Thatcher’ın on yıldır başbakanlık koltuğunda yıprandığını ve toplam oy sayısının 370 olduğunu vurgulayarak bu sonucun başarlı olduğunu öne sürdüler. [[6]]

Thatcher’ın yerel yönetim vergilerini kaldırmak üzere önerdiği 1987 seçimlerinde Muhafazakâr Parti programında da yer alan yeni vergi sistemi, İskoçya’da 1989′da, İngiltere ve Galler’de 1990′da uygulamaya alındı. Mal varlığına dayalı hesaplanan yerel vergilerin yerine “kelle vergisi” olarak bilinen ve herkes için genelde eşit olan (düşük gelirlilere bazı indirimler vardı) vergi tepkilere yol açtı.

Thatcher’ın başbakanlıktaki son icraatlarından biri, ABD Başkanı G.W. Bush’a Saddam Hüseyin’i Kuveyt’ten çıkarmak için Ortadoğu’ya asker göndermesi yönünde baskı yapmak oldu. Bush’un bu plan hakkında bazı çekinceleri vardı, ama Thatcher ona “tereddüt edecek vaktimiz yok” diye karşılık verdi.

Ekim 1990′daki Muhafazakâr Parti kongresinden önceki Cuma günü, yeni Hazine Bakanı John Major’a faiz oranlarını %1 indirmesi talimatını verdi. Major, onu, parasal istikrarı korumak için tek yöntemin “Madrid koşulları”na uymasalar bile aynı zaman zarfında Döviz Kuru Mekanizması’na katılmak olduğuna ikna etti. O yılın Muhafazakâr Parti kongresi büyük bir uyum içinde geçti, öyle ki, katılımcılardan pek azı Thatcher’ın iktidardaki günlerinin sayılı olduğunu düşünebilirdi.

İktidardan düşüş

Bayan Thatcher’ın siyasetten uzaklaştırılması, bazı yorumculara göre İngiliz siyasi tarihinin en dramatik olaylarından biridir. Uzun süre iktidarda kalan, seçimlerde mağlup edilemeyen bir başbakanın parti içi oylamayla azledilmesi ilk bakışta inanılmaz gözükmektedir. Mamafih, 1990′a gelindiğinde, Thatcher’ın yerel yönetim vergi politikası, hükümetinin iktisadı kötü yönettiğine ilişkin kamuoyunda yayılan görüş (özellikle %15 mertebesine ulaşan yüksek faiz oranları, evsahipleri ve işadamlarının desteğinin aşınmasına yol açtı) ve Avrupa ile bütünleşme konusunda Muhafazakâr Parti içinde ortaya çıkan bölünmeler, hem kendisinin hem de partisinin siyasi alanda giderek zayıfladığını gösteriyordu.

1 Kasım 1990′da, Thatcher’ın en eski ve sadık müttefiklerinden Sir Geoffrey Howe, Thatcher’ın Avrupa siyasetini protesto etmek için Başbakan Yardımcılığı görevinden istifa etti. Eski rakibi Michael Heseltine, parti liderliği için kendisine meydan okudu ve ilk turda oylamayı ikinci tura taşıyacak kadar fazla oy elde etti. Önceleri ikinci turda da yarışmak istediğini söylemekle birlikte, Thatcher, kabine üyelerine danıştıktan sonra seçimden çekilmeye karar verdi. 22 Kasım günü saat sabah 09:30′da Kabine’ye ikinci turda aday olmayacağını açıkladı. Hemen ardından, kamuoyuna istifasıyla ilgili bir açıklama yapıldı:

“Meslektaşlarıma etraflıca danıştıktan sonra, Parti’nin birliği ve gelecek seçimlerde başarı sağlaması açısından, seçimden çekilip diğer hükümet üyelerine liderlik için aday olma imkânı vermemin daha uygun olacağına karar verdim. Gerek hükümetten gerekse hükümet dışından bana böylesine fedakârca destek veren herkese teşekkür ederim.”

Mağlup Thatcher, Avam Kamarası’nda hükümetine karşı yapılan bir güvenoylaması sırasında, etkileyici konuşmalarından birini yapma fırsatını yakaladı:

“…tek para birimi Avrupa siyasetiyle ilgilidir, bu Avrupa federasyonunun arka kapıya dayanmasıdır.

Selefi olarak John Major’ı destekledi ve o da liderlik yarışını kazandı. İstifasının ardından yapılan bir ankette, İngiliz halkının %52’si “son kertede Thatcher’ın ülkeye yararlı olduğunu” söylerken, %44′ü “kötü” olduğunu söyledi. 1991′de Parti’nin yıllık kongresine girdiğinde daha önce görülmemiş şekilde dakikalarca ayakta alkışlanarak karşılandı, ancak konuşma yapması için yapılan çağrıları reddetti. Mamafih, Başbakanlıktan istifa ettikten sonra zaman zaman Avam Kamarası’nda konuştu. 1992 seçimlerinde parlamentodan ayrıldı.

Siyaset sonrası hayatı

1992′de “barones” unvanı aldı. Bu sayede Lordlar Kamarası’na girme imkânı elde etti. Kamara’da Maastricht Antlaşması’nı eleştiren bir dizi konuşma yaptı. “Fazla ileri giden bir antlaşma” olarak niteledi, Haziran 1993′te ise Lordlar Kamarası’nda “ben bu antlaşmayı asla imzalamazdım” dedi. [[7]] Ayrıca antlaşmanın referanduma sunulmasını, üç büyük parti de onay verdiğine göre halkın görüşünün sorulması gerektiğini savundu. [8]

Ağustos 1992′de NATO’ya Goradze ve Saraybosna’daki Sırp saldırısını durdurması ve Bosna Devleti’ni koruması için çağrıda bulundu. Bosna’daki olayların “Nazilerin en kötü azgınlıklarını hatırlattığını” söyledi. [9] Aynı yılın Aralık ayında Bosna’da bir soykırım olabileceğini söyledi. Nisan 1993′te, Srebrenica’daki ilk katliamın ardından Thatcher bunun “Avrupa’da bir daha asla görmeyeceğimizi düşündüğü türden bir ölüm tarlası” olduğunu söyledi.

1990′da Başbakanlıktan istifa ettikten kısa süre sonra Kraliçe tarafından İngiltere’nin en büyük nişanlarından Liyakat Nişanı ile ödüllendilmişti. Ayrıca, eşi Denis Thatcher’a 1991′de baronetlik verildi (böylece oğulları Mark, bir soyluluk unvanı devralabilecekti). Bu, 1965′ten beri baronetlik unvanının ilk verilişiydi. 1995′te Thatcher’a, İngiltere’nin en yüksek şövalyelik örgütü olan Garter Örgütü üyeliği verildi.

Haziran 1992′de tütün devi Philip Morris Şirketi’ne yılda 250.000$ maaş ve vakfına yıllık 250.000$ bağış karşılığı, jeopolitik danışman oldu.

1993′ten 2000′e kadar, 1693 kraliyet beratıyla kurulan Virginia, ABD’deki William ve Mary Koleji’nde rektörlük yaptı. Ayrıca İngiltere’nin tek özel üniversitesi olan Buckingham Üniversitesi’nin rektörlüğünü yürüttü. Bu işinden 1998′de emekliye ayrıldı.

Hatıralarını Güce Giden Yol ve Downing Street Yılları adında iki cilt halinde kaleme aldı. 1993′te BBC televizyonunda yayımlanan Downing Street Yılları’nda Thatcher, başbakanlıktan istifa etmesine neden olan bakanlar kurulu isyanını “yüzü gülen ihanet” olarak tasvir etti.

Kamuoyu nezdindeki desteğini sürdürmekle birlikte, özel konuşmalarında Thatcher, John Major’a siyasetinden duyduğu rahatsızlığı belli etti. Bu görüşleri basına da sızdı ve yayımlandı. Major hükümetinin kamu harcamalarını artırmasını, vergi artırımlarını ve Avrupa bütünleşmesine verdiği desteği eleştirdi. 1994′te Tony Blair’in İşçi Partisi lideri seçilmesinin ardından Mayıs 1995′te verdiği bir mülakatta, Blair’i “Muhtemelen Hugh Gaitskell’den beri en müthiş İşçi Partisi lideri. Onların ön saflarında çok sosyalist görüyorum ama Bay Blair bunlardan biri değil. Gerçekten değiştiğine inanıyorum.” diye övdü. [10]

Muhafazakâr Parti’nin İşçi Partisi tarafından hezimete uğratıldığı seçimlerin ardından yapılan Parti başkanlığı seçiminde, Thatcher, “devlet hakkında modası geçmiş fikirlere sahip ve Avupa’nın bütünleşmesini savunan” Kenneth Clarke’tan “sonsuz kere daha iyi bir başkan olabilecek” Iain Duncan Smith’i destekledi. [11]

2002′de yayımladığı Devlet Sanatı: Değişen Dünya İçin Stratejiler adlı kitabında, 1990′daki istifasından beri uluslararası ilişkiler konusunda geliştirdiği düşünceleri dile getirdi. Kitabın özellikle Avrupa Birliği konusundaki bölümleri tartışma yaratıcı mahiyetteydi: İngiltere’nin milli egemenliğini koruması için üyelik koşullarının gözden geçirilmesini, bunun başarısız olması halinde, Avrupa Birliği’nden ayrılarak NAFTA’ya katılmayı öneriyordu. Bu bölümler, The Times gazetesinde tefrika halinde yayımlanmaya başladığı 18 Mart Pazartesiden, sağlık sebepleriyle demeç vermesinin doktorları tarafından yasaklandığının açıklandığı 22 Mart Cumaya kadar siyasi alanda öfkeye neden oldu. Thatcher, bir dizi küçük felç geçirmiş, sağlık durumu çok hassas bir duruma gelmişti.

11 Haziran 2004′te, Thatcher, eski ABD Başkanı Ronald Reagan’ın Washington’da Milli Katedral’deki cenaze töreninde video kaydıyla gösterilen dokunaklı bir veda konuşması yaptı.

Aralık 2004′te Muhafazakâr milletvekilleriyle yaptığı özel bir toplantıda, İngiliz Hükümeti’nin nüfus kağıdı çıkarma projesine karşı olduğunu açıkladığı söylenir. Thatcher’ın nüfus kağıtları için “bu ülkeye tamamen yabancı, Cermenik bir kavram” dediği iddia edilir. [12]

13 Ekim 2005′te, Thatcher, Hyde Park’daki Mandarin Oriental Oteli’nde, Kraliçe ve Edinburgh Dükü’nün de katıldığı bir partiyle 80. doğumgününü kutladı. Orada, artık Aberavon Lordu unvanını almış olan Geoffrey Howe, Thatcher’ın siyasi kariyeri için “Onun gerçek zaferi sadece bir değil iki partiyi değiştirmiş olmasıdır, öyle ki İşçi Partisi tekrar iktidara geldiğinde, Thatcherizmin ana gövdesinin artık değiştirilemez olduğu kabul edilmişti.” dedi.

Eylül 2006′da, Thatcher, Washington’da 11 Eylül 2001 Saldırıları’nın 5. yıldönümü için düzenlenen resmî anma toplantısına ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’in misafiri olarak katıldı. Ziyareti sırasında ABD Devlet Bakanı Condoleezza Rice ile de görüştü.

Etkileri

“Flashback” bellek denilen psikolojik olgu nedeniyle, önemli tarih anlarında insanlar nerede olduklarını ve ne yaptıklarını hatırlayabilir. Çoğu İngiliz vatandaşı da Margaret Thatcher’ın istifasını duyduğunda nerede olduğunu ve ne yaptığını hatırlar. Thatcher, kutuplaşmalara neden olan bir isimdi, siyaset yaptığı çağın ideolojik iklimi nedeniyle, siyasi yelpazenin farklı yönlerinden tepkilerle karşılaştı.

Bazıları, İngiliz iktisadını 1970′lerdeki ağır durgunluktan kurtaran reformlarını ve sosyal meselelere getirdiği radikal çözümleri övgüyle karşılarken diğerleri onun otoriter ve egoist olduğunu düşünür. Refah Devletini ortadan kaldırdığı ve İngiltere’nin üretim altyapısını büyük ölçüde yok ettiği, böylece milyonlarca işçiyi uzun süreli işsizliğe mahkûm ettiği söylenir. Ancak serbest pazar yanlıları, özelleştirme taraftarı işadamları ve iktisatçılar durumun hiç de öyle olmadığını söyler, 1980′lerde iktisadın kendini toparladığını, günümüzde İngiliz iktisadının başarısının ve hizmetler sektöründeki yüksek istihdam sonucunda ortaya çıkan düşük işsizlik oranının Thatcher siyasetlerine bağlı olduğunu iddia ederler.

Refah Devletinin yok edilmesi iddiasına karşın, Thatcher hükümeti kamu harcamalarını harcamayı savunsa dahi, gerçekte bunu yapamamıştı. Üretim altyapısının yok edilmesiyle ilgili iddia ise gerçeklik taşımaktadır. Üretim sektöründeki istihdamda önemli düşüş oldu, bazı sanayi dalları tamamen yok oldu. Buna karşın, gelişen iktisatlarda üretim sektörünün payının hizmetler sektörü karşısında gerilemesi olağan kabul edilir. 1970′lerde İngiltere, pek çok kişi tarafından 20.yy’ın başındaki Türkiye gibi “Avrupa’nın hasta adamı” kabul ediliyordu, öyle ki bazı yorumcular bir devlet olarak varlığını sürdüremeyeceğini iddia ediyordu. Buna karşın, İngiltere, modern Avrupa’daki en gelişkin iktisatlardan biri haline geldi.

Tenkitçiler, 1970′lerdeki iktisadi sorunların abartıldığını, bunların petrol krizi sonucu benzin fiyatlarının artması gibi İngiltere hükümetlerinin kontrolü dışındaki etkenlerden ortaya çıktığını, aynı etkenlerin hemen tüm gelişmiş iktisatları vurduğunu söylerler. Sonuç olarak, Thatcher yanlılarının iddialarının aksine, iktisadi durgunluğun sosyalizm veya sendikalar nedeniyle oluşmadığını söylerler. Tenkitçiler, ayrıca, Thatcher döneminde iktisatta görülen düzelmenin aynı dönemde dünya ekonomisinde yaşanan canlanmadan ve Kuzey Denizi petrol yataklarından alınan vergilerden kaynaklandığını iddia eder.

İngiliz kamuoyunun Thatcher hakkındaki görüşleri değişkenlik gösterir. Thatcher yönetimi hakkındaki görüşlerin farklılığı, televizyon anketlerinde ortaya çıkmaktadır: Thatcher, 2002′de yapılan “En Büyük 100 Britanyalı” listesinde, hayattaki kişiler arasında ulaşılan en yüksek derece olan onaltıncılığı almıştır. 2003′te yapılan ve sadece hayattaki kişileri içeren “En Kötü 100 Britanyalı” listesinde ise üçüncü olmuştur. Ancak neticede Thatcher’ın 20.yy’da dünya çapında en etkin rol oynayan kadın olduğuna pek kimse itiraz etmez. Belki de en içten takdir, İşçi Partisi lideri ve üç kez başbakan seçilen Tony Blair’in Thatcher’ın iktisadi siyasetini sürdürmesi olmuştur. Thatcher da bir Muhafazakâr Parti liderlik seçimi sırasında Blair’i dolaylı olarak takdir etmiştir: “Onların (Muhafazakâr Parti) Bay Blair’i yenebilecek birisine ihtiyaçları yok, Bay Blair gibi birisine ihtiyaçları var.”

Bir diğer görüşe göre, iktisadi etkileri ikiye ayrılır: Pazar etkinliği ve uzun vadeli büyüme. Bunların ilki oldukça tartışmalıdır. İşsizlik oranı nihai olarak azalsa dahi, bu önemli ölçüde iş kaybı ve işgücü pazarında radikal reformlardan sonra meydana geldi. Bu reformlar sendikaların güçsüzleşmesine neden olan kanunları ve mali piyasaları düzenleyen kuralların kaldırılmasını kapsamaktaydı. Bu sayede, Londra iş merkezi the City, Avrupa’nın mali başkenti konumuna geri döndü. Haberleşme ve diğer kamu hizmetlerinin rekabete açılması da önemli reformlar arasındaydı. Uzun vadeli büyüme ise yeni veriler ışığında başarısız görülmektedir zira araştırma-geliştirme yatırımları ve eğitim kalitesi düşmüştür.

Halkın Thatcher hakkındaki görüşleri değişkenlik gösterir. İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’nın büyük bölümünde, Kuzey İngiltere şehirlerinde ve eski madencilik yörelerinde hâlâ hakkında kötü konuşulmaktadır. Pek çok kişi, pek çok madenci ailesinin çökmesi ve ağır sanayinin yok olmasıyla sonuçlanan madenciler grevi dönemindeki güçlükleri hatırlar.

Madencilik ve sanayi kesimlerinin Thatcher hakkındaki olumsuz görüşleri, güney İngiltere’de ve kırsal kuzey yörelerinde aldığı oylar sayesinde büyük farkla kazandığı 1987 seçimlerine yansımıştır. Thatcher, ülkenin diğer kesimlerinden çok az oy alabilmiştir. Ortak Tarım Siyaseti sayesinde İngiliz tarımı hâlâ ciddi ölçüde sübvanse edilmektedir, öte yandan iktisadın gerileyen diğer kesimleri kendi kaderine bırakılmıştır. Thatcher’a verilen desteğin coğrafi olarak bu denli değişmesi, ülkenin İskoçya ve Galler gibi bazı bölgelerinin giderek yabancılaşmasına ve özerklik isteklerinin artmasına yol açmıştır.

Yurtdışındaki görüşler de bunlara paraleldir. Sol kesimde Thatcher, halk hareketlerini ezmek için güç kullanan, işçi sınıfının çıkarlarına karşı sosyal reformlar yapan ve orta sınıflarla işadamları gibi varlıklı kesimleri destekleyen bir lider olarak görülür. Satiristler tarafından karikatürize edilmiştir. Mesela Fransız şarkıcı Renauld, Miss Maggie adındaki şarkısında, kadınları erkeklerin çeşitli salaklıklarını yapmayan bir cins olarak anlatır - Thatcher bu kadınların tek istisnasıdır. Merkez sağda ise Thatcher, güçlü sendikalara karşı çıkabilen, iktisattaki darboğazları ortadan kaldıran bir muhafazakâr olarak sempatiyle hatırlanır. Ancak çoğu kişi Thatcherizm kelimesinin yarattığı olumsuz tepkiler nedeniyle onu izlediğini açıkça itiraf etmez.

İrlanda milliyetçileri arasında Thatcher, IRA ile müzakereye oturmaktan kaçınan, katı bir siyasetçi olarak hatırlanır. Tenkitçileri, bu durumun Kuzey İrlanda’daki huzursuzlukların yatışmasını geciktirdiğini savunur. Thatcher hükümetinin Kuzey İrlanda sorununu hafifletmek için İrlanda Cumhuriyeti ile antlaşma imzalaması durumu pek değiştirmemiştir.

1996′da yapılan Scott soruşturmasında, İran-Irak Savaşı sırasında Thatcher hükümetinin Irak’a yüksek teknolojili silah satışına göz yumduğu, hatta desteklediği ortaya çıktı.

Sol ve sağ görüşlü yorumcuların fikir birliğinde olduğu bir konu, Thatcher’ın İngiliz siyaset sahnesini ciddi ölçüde değiştirdiği, önemli partilerin sağa kaymasına neden olduğudur. Yeni İşçi hareketi ve Blairism, Thatcherizmin siyasi ve ekonomik ilkelerinden çoğunu kabul eder. Bu durum, 1950′lerden Edward Heath hükümetine kadar Muhafazakâr Parti’nin İşçi Partisi hükümetleri tarafından ortaya konan refah devleti ilkelerini kabul etmesine benzemektedir. Thatcher’ın yok ettiği refah devleti uygulamaları, Thatcher sonrası dönemde geri gelmemiştir. Yine Thatcher tarafından başlatılan özelleştirme siyaseti de devam etmiştir. Aslında müteakip İşçi Partisi ve Muhafazakâr Parti hükümetleri devletin iktisat üzerindeki etkisini daha da azaltmış, kamu sektörünün rolünü daha da küçültmüştür.

Thatcher’ın İngiltere sendikaları üzerindeki etkisi de sürmektedir. 1984-1985′teki madenci grevleri, bir eşik noktası olarak kabul edilir. Bu grevlerden sonra sendikalar 1970′lerdeki gücüne asla kavuşamadı. Sendikalılık oranı düştü ve grevlerin etkisini azaltmak için yapılan hukuki düzenlemeler kalıcı hale geldi. Hatta İşçi Partisi bile sendika hareketiyle bağlarını gevşetme çabasına girdi.

Thatcher’ın etkisi Muhafazakâr Parti üzerinde kuvvetle devam etmektedir. İktidarda John Major, muhalefette William Hague, Iain Duncan Smith ve Michael Howard, Thatcher’ın hangi etkilerinin sona erdirilmesi, hangilerinin sürdürülmesi gerektiği konusunda mecliste ve parti içinde çeşitli hiziplerle mücadele ettiler. 2006′da başlayan David Cameron yönetimi, parti içindeki bu takıntıyı sona erdirmeyi hedeflemektedir.

Çeşitli

Thatcher’ın adı Türkiye’de yaygın olarak “öğretmen” anlamındaki İngilizce kelime olan teacher ile karıştırıldı, bu şekilde yazıldı veya okundu. 24 Eylül 2006′da Google’da yapılan aramada “Margaret Teacher” ifadesi genel ağda (WWW) 551 kez geçmekte, bunun 188′i Türkçe sitelerde bulunmaktaydı. %34′lük bu oran, İngilizce sitelerde kasıtlı olarak “Margaret Teacher” ifadelerinin bulunduğu göz önünde tutulursa daha da anlamlıdır.

SketchUp, mimarlar, mühendisler, film yapımcıları, oyun geliştiricileri ve 3 boyutlu modelleme gerektiren hemen her alandaki kullanıcılar için tasarlanmış bir 3B Modelleme programıdır. İlk olarak Boulder, Colorado kökenli @Last Software tarafından 2001′de üretilen program, 14 Mart 2006, Salı günü Google’ın sözü geçen firmayı satın almasıyla birlikte Google şemsiyesi altına girmiştir.

Program, kullanımı kolay bir 3B görselleştirme programı olarak pazarlanmaktadır. Bazı temel özellikleri şöyledir:

  • Push/Pull Diğer 3B programlarda genelde “Extrude” adı ile geçen, bir yüzeye hacim kazandırma özelliğinin basitleştirilmiş ve kullanımı kolaylaştırılmış versiyonu.
  • El Çizimi GörünümüYüzey çizgilerinin uzatılması, titrekleştirilmesi gibi etkilerle çizime eskiz görüntüsü verilmesi.
  • Referans (Inference) Sistemi Çizim yaparken, var olan çizgi ve yüzeylerden referans/hiza alarak çizim yapabilme özelliği. Bu özellik de diğer 3B programlarda, özellikle AutoCAD’de var olan “snap” gibi özelliklerin basitleştirilmiş ve kullanımı kolaylaştırılmış bir halidir. Benzer motorlardan en büyük farkı, herhangi bir komut girilmesine veya bir düğmeye basılmasına ihtiyaç duyulmamasıdır. Firma tarafından, piyasadaki en gelişmiş referans motoru olduğu iddia edilir. Bu genelde kabul edilse de, kapatılamaması ve devamlı referans arayan motorun programı yavaşlatması gibi nedenlerden dolayı eleştirilmektedir de.
  • Güneş-Gölge Analizi Program, çizimi yapılan şeyin bulunduğu arsanın koordinatları ve gün-ay-saat girildiğine o belirli andaki gölge durumunu gerçek zamanlı olarak gösterebilmektedir.
  • Doku ve Materyal/Renk Atama Her yüzey basit bir “boya kovası” aletiyle istenen renk, doku veya resimle boyanabilir ve bunlar üzerinde oynama yapılabilir.
  • Diğer 3B Programlarla Uyum Firma, programın asıl olarak fikir geliştirme aşamasında kullanılmak üzere tasarlandığını her fırsatta belirtmektedir. Bu nedenle sunum çıktıları için daha “profesyonel” görsellere ihtiyaç duyan kullanıcılar için SketchUp’ın halihazırdaki çoğu 3B modelleme ve görselleştirme (rendering) programlarıyla uyumlu olmasına çalışılmaktadır. Bunun için devamlı olarak yeni import/export eklentileri yayınlanmaktadır.

Tarihçe

Asıl olarak mimarlar ve yapı mühendisleri için bir 3B fikir geliştirme aracı yaratma amacıyla 2001 tarihinde üretildi. Kısa öğrenim süresi ve kullanım kolaylığı sayesinde bunların dışında marangozlar, heykeltraşlar, oyun geliştiricileri gibi pek çok farklı alanda çalışanlarca da ilgi gören program, giderek yükselen bir tanınırlık ve kullanıcı tabanına kavuştu. Özellikle 2005 yılında çıkan 5. versiyon, SketchUp’ın ticari olarak en başarılı ürünü oldu; bu dönemde Skidmore, Owings and Merrill gibi birçok büyük mimarlık ve mühendislik firması tasarım aracı olarak SketchUp’ı kullanacaklarını açıkladı ve çalışanları için yüksek miktarlarda lisans satın aldı. Yılın sonuna doğru SketchUp programcıları, giderek yaygınlaşan Google Earth isimli program için, kullanıcıların çizdikleri modelleri Google Earth’e aktarmalarına izin veren bir eklenti yayınladılar. Bu eklentinin geliştirilmesi sırasında Google ile @Last Software arasında ilerleyen yakınlaşma, 2006 Mart’ında Google’ın @Last Software’i ve dolayısıyla bu firmanın tek ürünü olan SketchUp’ı satın almasıyla sonuçlandı. Bir süre sonra Google, bazı özellikleri kırpılmış veya tamamen kaldırılmış ücretsiz bir versiyonu “Google SketchUp” adıyla piyasaya sundu; paralı versiyonun adı da SketchUp Pro olarak değiştirildi.

Etanol, otomobiller ve diğer motorlu araçlarda, tek başına bir yakıt olarak ya da benzine karıştırılan bir katkı maddesi olarak kullanılabilir.

Etanol, hava kirliliğini azaltmak ya da petrol ürünlerinin tüketimini azaltmak amacıyla, benzinle değişik oranlarda karıştırılarak kullanılabilir. En yaygın uygulamalar E10 ya da E85 diye bilinen sırasıyla %10 ve %85 etanol içeren karışımlardır.

Etanolün yakıt hücrelerinde kullanımı da yaygınlaşmaktadır.

Bitkilerden elde edilen etanol (biyo-etanol), sürdürülebilir bir enerji kaynağı olarak, sağladığı çevresel ve ekonomik yararlar nedeniyle, fosil yakıtlara göre avantajlar sağlamaktadır.

Etanol, yaygın olarak şeker kamışı ve mısırdan elde edilmektedir. Ancak etanol elde etmek için, bugün kullanılan teknolojiler, etanolden elde edilen enerjinin yaklaşık %70 fazlasını harcamayı gerektirdiğinden, hala fosil yakıtlar karşısında yeterince rekabet edici değilidir.

Kaynaklar

Endüstriyel amaçlı etanol, petrol ürünlerinden, çoğunlukla etilenin, sülfrik asitle katalitik hidrasyonundan elde edilmektedir. Bu proses, alkollü içeceklerle alakalı, geleneksel fermantasyon yönteminden daha ekonomiktir. Aynı zamanda, eten ya da asetilen aracılığıyla, kalsiyum karbit, kömür, doğal gaz ve diğer kaynaklardan da elde edilebilir.

Bu güne kadar, kayda değer bir etanol yakıt programı dört ülke tarafından oluşturulmuştur: Brezilya, Kolombiya, ABD ve Çin. Brezilya örneğinde, etanol üreten kurumların bağımsız olarak karlı olabilmeleri için, hükümet tarafından, etanol endüstrisine ciddi yatırım yapılması gerekmektedir. Etanol, şeker kamışı, şeker pancarı, gine mısırı, dallı darı, arpa, kenevir, Hibiscus cannabinus, (tatlı) patates, manyok, ayçiçeği, meyveler, melas, kesik süt, mısır, mısır koçanı, hububat, buğday, tahta, kağıt, saman, pamuk ve diğer biyokütleler ile çeşitli selüloz atıkları gibi pek çok farklı besin kaynağından elde edilebilir. Şeker kamışından etanol üretmek, mısıra göre daha verimlidir.

Artan etanol tüketiminin sonucu olarak, şeker kamışı ve mısır gibi besin kaynaklarına olan talep de artmıştır. Büyük ölçekte yakıt amaçlı zirai alkol üretimi, aynı zamanda geniş ve verimli ekilebilir alanlar ile suya olan talebi de artırmaktadır.

Üretimi

Etanol bir birinden çok farklı besin kaynaklarından, pek çok farklı yöntemle üretilebilir. Brezilya etanol üretiminde temel besin kaynağı olarak şeker kamışını kullanırken, kaynaklar kısmında belirtildiği gibi pek çok farklı besin kaynağının kullanılması mümkündür. Brezilya’nın hangi yöntemle etanol ürettiğine dair Brezilya’da etanol yakıtı üretimi (ingilizce) sayfasını inceleyebilirsiniz. Dallı darı etanol üretiminde mısıra göre iki kat daha verimlidir. Etanol üretiminin temel adımları: rafine ederek nişasta haline getirmek, sıvılaştırmak ve sakarifikasyon (hidroliz yöntemi ile nişasta glikoza dönüşür), fermentasyon, damıtma, dehidrasyon ve opsiyonel olarak denaturasyon. Fermentasyon sırasında karbondioksit gazı açığa çıkar.

Fermentasyon yöntemi ile üretilen etanol sonucunda suda çözünmüş etanol elde edilir. Etanolün bir yakıt olarak kullanılabilmesi için suyun uzaklaştırılması gerekmektedir. En eski yöntem, basitçe damıtmaktır, fakat bu yöntemle, su etanol karışımı azotrop oluştuğu için %95-96 saflıktan öteye gitmek mümkün değildir. Çözelti karışımı damıtmayı sürdürerek, %96′dan daha saf etanol elde edilmesi mümkün değildir.

Benzinle karıştırabilmek için, en az %95.5 ile %99.9 arasında bir saflığa ihtiyaç duyulmaktadır. En yaygın saflaştırma yöntemi, moleküler elek kullanarak fiziksel absorblama prosesidir.

Geçmişte, çiftçiler kendi etanollerini damıtırken, damıtım sürecinin bir parçası olarak ısı plakalarından yararlanırlarmış. ısı plakaları, çoğunlukla, etanolün içine karışabilen kurşun içerirlermiş. Bu şekilde kontamine olmuş yakıtın yakılması sonucu sinir sitemine zarar verebilen kurşun havaya karışırmış. Bugün etanol yakıtı, özel olarak yetiştirilen bitkilerden, kurşun içermeyen yöntemlerle elde edilmektedir.

Etanol yakıtı karışımları

Detaylı bilgi için

Genel olarak, bir benzin karışımındaki etanol miktarı yükseldikçe, standard araba motorları için uygunluğu azalmaktadır. Saf etanol kauçuk ve plastiklerle reaksiyona girdiği ya da onları çözdüğü için tadilat görmemiş motorlarda direk olarak kullanılamaz. Ek olarak saf etanol (116 AKI, 129 RON), normal benzine (86/87 AKI, 91/92 RON)göre çok daha yüksek oktan oranına sahiptir.Bu nedenle, en fazla yarar için, ateşleme zamanı ve sıkıştırma oranının değiştirilmesini gerektirir.
Ethanol to Fuel IndyCar Series www.ethanol.org/autoracing.html Saf benzin yakıtlı bir aracı, saf etanol yakıtlı bir araca dönüştürmek için, alan olarak %30-40 kadar daha büyük karbüratör kullanımını gerektirir. (Metanol kullanımı ise kabaca %50 daha da büyük yüzey alanı gerektirmektedir. Etanolle çalışan motorlar, 13 °C’nin altındaki sıcaklıklarda yanmayı maksimize edebilmek ve yanmamış, buharlaşmamış etanolü minimize edebilmek için, soğuk ortamda çalıştırma sistemine ihtiyaç duyarlar. Etanolün %10 ile %30 arasında bir karışımda kullanılması durumunda, hiçbir motor tadilatına ihtiyaç duyulmamaktadır. Pek çok yeni araç, bu oranlardaki karışımlarda güvenle çalışabilirler.

1999 yılndan başlayarak, dünyada artan sayıda pek çok araç, tadilat gerektirmeksizin, %0 etanolden %85 etanole kadar çalışabilecek şekilde üretilmişlerdir. Pek çok hafif kamyon, kamyonet ve SUV, dual yakıt ya da esnek yakıtlı araç olarak üretilmektedir. Bu motorlar, yakıt cinsini otomatik olarak belirleyerek motor davranışlarını, temel olarak, silindirin içerisindeki hava yakıt karışımıyla ayarlarlar.

Brezilya’da etanol yakıtı

Bugün, Brezilya dünyadaki en büyük etanol yakıtı üreticisi ve tüketicisidir. Brezilya, 1980lerden bu yana, şeker kamışına dayalı çok yaygın bir etanol yakıtı endüstrisi geliştirmiştir. Yılda yaklaşık 4 milyar gallon etanol üretir.Brezilya’daki etanol üretim tesisleri, şeker kamışından kalan şekersiz atıkları yakarak %34 pozitif enerji dengesi elde ederler. Brezilya’da etanol üretiminin geliştirilmesi hükümetin desteği ile gerçekleşmektedir. Brezilya’da tüketilen tüm benzinin en azından %25′i alkol içermek zorundadır. Brezilya etanolü galonu yaklaşık 1.00$’dan üretebilmektedir. Brezilya’daki tüm yeni araçlar ya esnek yakıtlı ya da benzin yerine saf etanolü yakabilecek özellikte araçlardır. Brezilya’da etanol yakıtı ve elektrik üretiminde yararlanılan yan ürünleri, ülkenin petrole olan bağımlılığını ve hava kirliliğini azaltmada önemli katkıda bulunur.

Kolombiya’da etanol yakıtı

Kolombiya’nın etanol yakıtı programı, 2002 yılında, hükümet benzindeki oksijen miktarının zenginleştirilmesine dair bir yasayı hayata geçirmesiyle başlamıştır. Bu karar başlangıçta benzinin oksijenle zenginleştirilerek, karbonmonoksit emisyonların azaltmak için alınmıştır. Daha sonraki kanunlarla, biyokütleden elde edilen etanolün, vergi avantajları ile benzinden daha ucuz olması sağlanmıştır. 2004 yılıyla başlayan petrol fiyatlarındaki artış ve yenilenebilir yakıtlara duyulan ilginin artması ile bu eğilim daha da kuvvetlenmiştir. Kolombiya’da gerek benzin fiyatları gerekse etanol fiyatları hükümet tarafından kontrol edilmektedir. Etanol programını bütünleyici olarak, bitkisel yağlardan yenilenebilir bir yakıt olarak biyodizel programı da geliştirilmiştir.

Şeker üretim prosesinin ucuna etanolü de ekleme ve aynı enerji kaynaklarını kullanma kolaylığı nedeniyle, etanol üretimine ilgi, büyük ölçüde mevcut şeker endüstrisinden gelmiştir. Hükümet ülke genelinde %10 etanol ve %90 benzin karışımının yaygınlaştırılmasına dair hedefini kademeli olarak hayata geçirmektedir. Etanol tesisleri vergi avantajları ile özendirilmektedir. Yuka (manyok) ve yeni, şeker kamışı tarımından elde edilen etanole ilgili olmakla birlikte, daha ucuz olan karbonhidratların üretimi henüz gerçekleştirilememiştir.

Kolombiya’daki ilk etanol yakıtı tesisi, 2005 Ekim ayında, Kauka bölgesinde, günde 300,000 litre kapasiteyle üretimine başlamıştır. 2006′nın Mart ayında, hepsi Kauka Vadisi’nde olmak üzere, birleşik olarak toplam günde 1,050,000 litre ya da yılda 357 milyon litre kapasite ile faal hale gelmişlerdir. Kauka Vadisi’nde, şeker tüm yıl boyunca üretilebilmektedir. Son eklenen yüksek kapasiteli damıtma tesisleri ile birlikte, toplam yatırımlar 100 milyon USD’ın üzerine çıkmıştır. Kolombiya, %10 etanol karışımlı benzin kullanabilme hedefine ulaşabilmek için, 2007 yılıyla birlikte, günlük 2,500,000 litre kapasiteye ulaşabilmeyi hedeflemektedir. Şu an için üretilen etanol yakıtı Kauka Vadisine yakın, Bogota, Kali ve Pareira gibi büyük şehirlerde kullanılmaktadır. Henüz ülkenin tamamına yetecek kadar etanol üretimi yapılamamaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri’nde etanol yakıtı

Etanol, Amerika Birleşik Devletleri’nde yaygın olarak bulunabilir değildir. Etanol üretiminin, ilk yatırımının büyüklüğü nedeniyle, üretimin ilk anından itibaren karlı olamaması, bir sorun olarak kabul edilmektedir. Benzin fiyatlarındaki yükselme devam ettiği sürece, etanolün de benzine oranla karlılığında bir artış olacaktır. Toplam 165,000 pompadan sadece, kabaca 685 istasyon E85 pompası sunmaktadır. Etanol yakıtı, yaygın olarak, sadece, etanolün işlendiği orta batıda ve Kaliforniyada bulunmaktadır. Mayıs 2006 itibarıyla, Birleşik Devletler’de yıllık 1.8 milyon m³ etanol üretim kapasitesi bulunmaktadır ve üzerine yıllık, yaklaşık 760,000 m³ kapasite eklenmeye devam etmektedir.ethanol biorefinery Locations www.ethanolrfa.org Ek olarak bir Amerikan şirketi Pacific Ethanol ise etanol üretimi yatırımlarını daha fazla Batı Amerika’da sürdürmektedir.

Kanunlar ve teşvikler

Brezilya, Kolombiya ve Birleşik Devletlerde, şeker kamışı ya da tahıllardan elde edilen etanolün kullanımı, hükümet programlarıyla teşvik edilmektedir. Teşvikler bazı eyaletlerde 1973 Arap petrol ambargosundan sonra başlamıştır. Birleşik Devletler’de 1978 yılında yürülülüğe giren Enerji Vergisi Akdi ile biyoyakıtlara vergi istisnası getirilmiştir. Bu istisnanın yıllık karşılığının 1.4 milyar US$ olduğu tahmin edilmektedir. Bir başka federe program ise etanol tesislerinin inşaası için ihtiyaç duyulan kredilere garantör olmaktadır. 1986 yılında Amerikan hükümeti etanol üreticilerine bedava mısır dahi dağıtmıştır.

Kolombiya’nın etanol programı ise biyokütlelerden elde edilen etanolün, vergiden muaf tutulması amacıyla çıkarılan bir kanunla başlamıştır.

2005 yılının Ağustos ayında, Birleşik Devletler Başkanı Bush, etanol ve biyodizel üretiminin, gelecek on yıl içerisinde, 15 milyon m³ ten 28 milyon m³’e çıkarılmasını öngören kapsamlı bir enerji yönetmeliğine imza atmıştır. Kısa vadede bu artışın hemen tamamının mısırdan elde edilen etanol ile karşılanması beklenmektedir.

Avrupa Parlamentosu’nun 2003/30/EC nolu direktifi, fosil yakıtların biyoyakıtlarla değiştirilmesini teşvik eder. İngiltere’de, biyodizel gibi alternatif yakıtların vergilendirilmesi en az fosil yakıtlarınki kadar sıkıntılı iken, İngiliz hükümeti, etanol dahil olmak üzere biyoyakıtların kullanımını özendiren bir ulusal mevzuatı adapte etmiştir. PLANNING POLICY STATEMENT 22: RENEWABLE ENERGY www.odpm.gov.uk.

Etanol ve hidrojen

Alternatif bir yakıt olarak analiz edilmeye devam eden hidrojen, diğer yandan da, bir hidrojen ekonomisini yaratmaktadır. Diğer yakıtlarla karşılaştırıldığında, gaz halindeyken çok fazla hacim kaplayan hidrojen için lojistik en önemli sorun olarak görünmektedir. Hidrojenin taşınabilmesi için mümkün görünen bir çözüm, etanolün kullanılmasıdır. Daha sonra hidrojen, yeniden şekillendirici içerisinde, bağ kurduğu karbondan ayrıştırılarak, yakıt hücrelerini doldurmak için kullanılabilir. Alternatif olarak, bazı yakıt hücreleri (Direk etanol yakıt hücreleri), etanol ya da metanolün direk dökülmesi suretiyle de doldurulabilir. 2005 yılında, yakıt hücrelerinin metanolü etanolden çok daha verimli tüketebildiği gözlemlenmiştir.

2004 yılının başlarında, Minnesota Üniversitesi araştırmacıları, etanolün bir katalist yığınından beslendiği ve çıktısı hidrojenin yakıt hücreleri için uygun olduğu, basit bir etanol reaktörü bulduklarını açıkladılar. Cihaz, yaklaşık 700 °C’de gerçekleşen ilk tepkime için, rodyum-seryum katalisti kullanır. İlk tepkime esnasında etanol, su buharı ve oksijen karışarak, tepkime sonucunda oldukça yüksek miktarda hidrojen üretirler. Ne yazık ki, tepkimeyle birlikte karbonmonoksit gazı da açığa çıkar. Zehirli bir gaz olan karbonmonoksitin bir başka katalistten geçirilerek karbondioksite dönüşmesi gerekir. Cihazın son çıktısı, yaklaşık olarak %50 hidrojen, %30 azot gazı ve kalan %20 de karbondioksit gazıdır. Gerek azot gerekse karbondioksit yakıt hücrelerine pompalandıkları zaman etkisiz gaz davranışı sergilerler.

EEI, biyokütlelerden bütanol elde etmek üzere yani bir metod geliştirmiştir. Bu proses, etanolün yan ürün çıktılarını azaltmak üzere, iki farklı mikro organizmanın sırası ile kullanılması şeklinde gerçekleşir. İlginç bir şekilde, bu işlem sonucunda, bütanolün yanı sıra oldukça yüksek miktarda hidrojen açığa çıkar.Butanol is an alcohol that replaces gasoline ! www.butanol.com

Kaynaklar

Allen Ezail Iverson (d. 7 Haziran, 1975), Amerikalı basketbolcu, Denver Nuggets için oynuyor.

Boyu 1.83 cm, kilosu ise 75 kg’dir. Kendisine özel üretilen Reebok marka ayakkabı giymektedir. Lakabı “The Answer“dır. 25 Aralık 2006′da Denver Nuggets’a takas olmuştur. Point Guard(oyun kurucu)’dır.

NBA’de oynayan en popüler oyunculardan biridir. Birçok rekoru vardır. Dört kez NBA sayı kralı olmuştur. Kariyer sayı ortalaması 28 sayıdır(tüm zamanlarda 4.sıradadır.)

Annesi, kendisine henüz 15 yasında gebe kalmıs ve NBA’de oynarken (1997) Sixers’ın yıldızı iverson’un babası sevgilisini bıcakladı haberleri patlak verene kadar babasından haber alamamıs, hayat standardı NBA’ya girene kadar aclık sınırında kalmıs (onun ve kardeslerinin adlarına sosyal sigortalarda bircok yardım kaydında rastlanmıs) , her seyiyle ilginc bir NBA yıldızıdır.

Amerikan Futbolu onun ilk gözağrısıydı. Basketbola ise annesinin zoruyla basladı. Lisede okulun hem Amerikan Futbolu takımında hem de Basketbol takımında yer aldı. İki takımda da eyalet şampiyonluğu yaşadı ve Virginia’ daki liseler arasında en değerli sporcu ödülünü aldı.

Arkadaşlarıyla birlikte sampiyonlugu kutlarken ırkçı bir grup beyazla çıkan kavga sonucu çete kurmak suçlamasıyla tutuklandı. Kavganın cıktıgı bowling salonundaki kameralarda görüntüsü cikmamasına ragmen, hakimin davalılardan birinin yakını olmasından dolayı 5yıl hapse mahkum edildi. Kamuoyundaki yoğun baskılar sonucu cezası ağır ceza kapsamından çıkarıldı ve 4,5 ay sonra özgürlüğüne kavuştu. Donemin eyalet valisinin (Doug Wilder) ,eyalet tarihinin ilk siyahi vali olmasının bu kararda etkili oldugu söylenir. Keza iverson valinin özel af talebiyle hapisten cıkmıstır. Bu kavga ve sonrasındaki hapis donemi allen iverson’a bircok universitenin yolunu kapatmıstır.

Ona üniversite yolunu açan isim ise Georgetown Üniversitesi antrenörü John Thompson’ dur. Gecmişinden dolayı başlarda süpheyle yaklastıgı Iverson’a üniversitedeki yılları boyunca koclugun yanısıra babalıkta yapmıstır. Georgetown universitesinin resmi gazetesi The hoya dahil olmak üzere iverson’un üzerine her gidildiginde koc thompson yıldız oyuncusuna sahip cıkmıstır. Özellikle amerikan dindar ve ırkcı kesiminin iverson’a(hapis donemindeki curcuna ve hapisten cıkıs sekilinden dolayı) duydugu öfke cogu kez georgetown takımının deplasmanda oyanadıgı maclara pankartlar ve kavgalarla ortaya cıkmıs. Bu olayların hepsinde koc thompson oyuncusuna sahip cıkmıstır. Bu donemde iverson uslu durmak adına etrafında olup bitenlere sahada attıgı sayılarla cevap verdigi için The Answer lakabını almıstır. Ancak ailesinin maddi imkansızlıkları ve kardeşinin hastalığı sebebiyle okudugu güzel sanatlar bölümünü bırakarak 1996′da NBA’ e katılma kararı almıstır.

Iverson, 1996 NBA Draftı’nda Philadelphia 76’s tarafından birinci sıradan seçilerek NBA’ e ilk adımını attı. O yılki draft NBA tarihinin (2003′e kadar) en iyi draftı olarak gösterilmekteydi.(kobe bryant, steve nash, antoine walker, peja stojakovic ,staphon marbury , ray allen, jermaine O’neall, marcus camby vs.. o yılki drafta katılan diger nba yıldızı olmus oyunculardır).

Suana kadarki NBA kariyerine 1 sezon MVP’ligi, 4sayı krallıgı, 1 NBA finali,2 allstar MVP’ligi ve sayısız ayın,haftanın, ve macın oyuncusu ödülü sıgdırmıstır. 2005 yılında Orlando Magic’e atmış olduğu 60 sayıyla kariyer rekorunu kırmıştır. Kariyer asist rekoru 16, blok rekoru 3, top çalma rekoru 9, ribaund rekoru 11 dir. Kariyerinde sadece bir kez triple double yapmıştır. LA Clippers’a karşı 2002′de 30 sayı, 10 ribaund, 11 asistle gerçekleştirmiştir.

Adıyla özdeşleşen Philadelphia Sixers takımı için 2006 yılının ortasına kadar oynamıstır. Nba’de gecmişinin verdigi gazla takındıgı asi tavrı yuzunden ya cok sevilen yada cok nefret edilen bir oyuncu olmustur. Rap ile de özdeslestigi icin Philadelphia da ilah seviyesinde sevilmektedir. Sixers GM’i Billy King’in aldıgı yeniden yapılanma kararı dogrultusunda bedava denilebilecek bir karsılıkla Denver Nuggets’a gecmiştir.

Bazen saha dışında yaptığı olaylardan dolayı tepki almıştır. Allen Iverson’ın Tiura adında bir kızı ve Allen adında bir oğlu vardır. Sports Illustrated dergisini okumaktan hoşlanır. Samuel L. Jackson ve Al Pacino en sevdiği aktörlerdir.En sevdiği aktris ise Halle Berry dir.Favori şarkısı Notorious B.I.G den Unbelievable’dir.
Bir tane rap tarzında albümü de vardır. Adı “Allen Iverson aka Jewels : 40 Bars”dır.

Dış Bağlantılar

Resmi fan sitesi: http://www.alleniversonlive.com

Kip, bir dilbilgisi terimidir. Fiil kök veya gövdelerinin zaman ve şekillere göre türlü eklerle girdikleri kalıplara kip denir. Türkçede bütün fiiller, iki büyük kipte toplanır: Haber veya bildirme kipleri, dilek kipleri.
eylence için www.sanalortam.azbuz.com

Haber (bildirme) kipleri

Bir fiilin (eylemin) yapıldığını, yapılmakta olduğunu veya yapılamıyacağını haber verirler. Haber kiplerinin ekleri fiil köklerine zaman kavramı kazandırırlar. Bunlara zaman kipleri de denir. Ekleri: -di, -miş, -yor, -r(-ar), -acak olan zaman kipleri beşe ayrılır:

  1. Görülen geçmiş zaman (gir-di-m),
  2. Anlatılan geçmiş zaman (gir-di-m),
  3. Şimdiki zaman (gir-di-m),
  4. Geniş zaman (gir-di-m),
  5. Gelecek zaman (gir-di-m)

bedava reklammı vermek istiyorsunuz www.reklamin.azbuz.com
>== Dilek kipleri ==
İstenilen veya tasarlanan bir hareketi anlatan kiplerdir. Bu kiplerde açıkça bir zaman ifadesi bulunmaz. Ekleri: -meli, -se, -e ve eksiz emir haliyle birlikte dilek kipleri dörde ayrılır:

  1. Gereklilik kipi (düş-meli),
  2. Dilek şart kipi (gül-se),
  3. İstek kipi (gel-e),
  4. Emir kipi. Emir kipinin eki yoktur. Emir kipinde çekilen bir fiilde sadece fiil kökü ve şahıs eki bulunur (gel, gel-sin, gel-iniz gibi).
Çekimli bir fiilde sırayla şu üç bölüm bulunur:
  1. Fiil kök veya gövdesi,
  2. Kip eki,
  3. Şahıs eki.

Kip

ekleri, fiil kökünden sonra gelerek ona zaman manası veya tasarlanan, istenen bir hareketle ilgili mana kazandırır. Bu durumda fiil, yalnız üçüncü teklik şahıs ifade eder. Emirde ise, kök veya gövde halinde kalır ve ikinci teklik şahsı verir.

=== Fiil çekimi ===
Kip eki almış bir fiilin altı şahısta söylenmesi veya yazılması demektir:

  • oku-yor-um,
  • çalış-ı-yor-sun,
  • çalış-ı-yor,
  • çalış-ı-yor-uz,
  • çalış-ı-yor-sunuz,
  • çalış-ı-yor-lar

gibi.

Bir çekimli fiilde bir kip eki olabildiği gibi, iki kip eki de bulunabilir. Kip eklerinin sayısına göre çekimli fiiller ikiye ayrılır:

  • Basit zamanlı çekimli fiiller,
  • Bileşik zamanlı çekimli fiiller.

Tek kip eki alan çekimli fiillere basit zamanlı; iki kip eki alan çekimli fiillere ise bileşik zamanlı çekimli fiil denir. Bileşik çekimlerde (imek) fiili dediğimiz (idi, imiş, ise) şekilleriyle kullanılır (görür idi, bakacak imiş, koşuyor ise gibi).

Yani, bileşik zamanlı çekimli fiillerde üç kip vardır:

  • Hikaye (eki: -di)
  • Rivayet (eki: -miş)
  • Şart (eki: -se)

Basit zamanlı fiillerin hepsinin ve emir kipinin hiç bileşik zamanı yoktur. Dilek kiplerinin ise hikaye ve rivayeti vardır; şartı yoktur. Yine -dili geçmiş, yani görülen geçmiş zamanın rivayeti yoktur.

Casussavar yazılım (antispyware), casus yazılım (spyware) ve diğer kötücül yazılım (malware) türlerine karşı etkin koruma sağlayan güvenlik yazılımlarının genel adıdır.

Casus savar yazılım oldukça yeni bir olgudur. Piyasada artan sayıda bu konuda iddialı yazılımlar geliştirilmeye başlansa da; gelinen nokta, olması gerekenin gerisindedir. Öyle ki virüs korunma ürünleri üreten firmaların piyasaya virüs yayıp virüs korunmalarını (antivirus) satmaları nasıl abesse; casus yazılım ürünleri çıkaran firmaların, aynı zamanda casus savar yazılım ürünlerini üretip satıyor olması da o kadar vahimdir. Birinci durum “bilindiği kadarı” ile yoktur; fakat ne yazık ki ikinci duruma karşılık gelen birçok üretici bulunmaktadır [1] Bilgi ve Bilgisayar Güvenliği: Casus Yazılımlar ve Korunma Yöntemleri, Gürol Canbek, Şeref Sağıroğlu, Aralık 2006, Grafiker Yayıncılık, ISBN 975-6355-26-3.

Piyasada çok sayıda casus savar yazılımı, paket halinde sunulmaktadır. McAfee ve Norton gibi daha çok virüs koruma yazılımlarıyla ünlenen büyük şirketler de henüz yeterli seviyeye gelmese de casus savar yazılım ürünleri sunmaya başlamışlardır. Casus savar yazılım ürünleri arasında, ilk örnekleri olmasının avantajıyla en başta gelen yazılımlardan, Spybot Search & Destroy yazılımı ve Lavasoft şirketinin çıkartmakta olduğu Ad-Aware yazılımı sayılabilir. Bedava sürümü de bulunan bu yazılımlar, birçok ihtiyacı karşılamaktadır.

yerine “casussavar yazılım” terimi, ilk olarak Gürol Canbek tarafından önerilmiş ve kullanılmıştır Klavye Dinleme ve Önleme Sistemleri Analiz, Tasarım ve Geliştirme, Canbek, G., Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Eylül 2005. Tezde ayrıca çok sayıda güvenlik terimine Türkçe karşılıklar önerilmektedir.

Kaynakça

SketchUp, mimarlar, mühendisler, film yapımcıları, oyun geliştiricileri ve 3 boyutlu modelleme gerektiren hemen her alandaki kullanıcılar için tasarlanmış bir 3B Modelleme programıdır. İlk olarak Boulder, Colorado kökenli @Last Software tarafından 2001′de üretilen program, 14 Mart 2006, Salı günü Google’ın sözü geçen firmayı satın almasıyla birlikte Google şemsiyesi altına girmiştir.

Program, kullanımı kolay bir 3B görselleştirme programı olarak pazarlanmaktadır. Bazı temel özellikleri şöyledir:

  • Push/Pull Diğer 3B programlarda genelde “Extrude” adı ile geçen, bir yüzeye hacim kazandırma özelliğinin basitleştirilmiş ve kullanımı kolaylaştırılmış versiyonu.
  • El Çizimi GörünümüYüzey çizgilerinin uzatılması, titrekleştirilmesi gibi etkilerle çizime eskiz görüntüsü verilmesi.
  • Referans (Inference) Sistemi Çizim yaparken, var olan çizgi ve yüzeylerden referans/hiza alarak çizim yapabilme özelliği. Bu özellik de diğer 3B programlarda, özellikle AutoCAD’de var olan “snap” gibi özelliklerin basitleştirilmiş ve kullanımı kolaylaştırılmış bir halidir. Benzer motorlardan en büyük farkı, herhangi bir komut girilmesine veya bir düğmeye basılmasına ihtiyaç duyulmamasıdır. Firma tarafından, piyasadaki en gelişmiş referans motoru olduğu iddia edilir. Bu genelde kabul edilse de, kapatılamaması ve devamlı referans arayan motorun programı yavaşlatması gibi nedenlerden dolayı eleştirilmektedir de.
  • Güneş-Gölge Analizi Program, çizimi yapılan şeyin bulunduğu arsanın koordinatları ve gün-ay-saat girildiğine o belirli andaki gölge durumunu gerçek zamanlı olarak gösterebilmektedir.
  • Doku ve Materyal/Renk Atama Her yüzey basit bir “boya kovası” aletiyle istenen renk, doku veya resimle boyanabilir ve bunlar üzerinde oynama yapılabilir.
  • Diğer 3B Programlarla Uyum Firma, programın asıl olarak fikir geliştirme aşamasında kullanılmak üzere tasarlandığını her fırsatta belirtmektedir. Bu nedenle sunum çıktıları için daha “profesyonel” görsellere ihtiyaç duyan kullanıcılar için SketchUp’ın halihazırdaki çoğu 3B modelleme ve görselleştirme (rendering) programlarıyla uyumlu olmasına çalışılmaktadır. Bunun için devamlı olarak yeni import/export eklentileri yayınlanmaktadır.

Tarihçe

Asıl olarak mimarlar ve yapı mühendisleri için bir 3B fikir geliştirme aracı yaratma amacıyla 2001 tarihinde üretildi. Kısa öğrenim süresi ve kullanım kolaylığı sayesinde bunların dışında marangozlar, heykeltraşlar, oyun geliştiricileri gibi pek çok farklı alanda çalışanlarca da ilgi gören program, giderek yükselen bir tanınırlık ve kullanıcı tabanına kavuştu. Özellikle 2005 yılında çıkan 5. versiyon, SketchUp’ın ticari olarak en başarılı ürünü oldu; bu dönemde Skidmore, Owings and Merrill gibi birçok büyük mimarlık ve mühendislik firması tasarım aracı olarak SketchUp’ı kullanacaklarını açıkladı ve çalışanları için yüksek miktarlarda lisans satın aldı. Yılın sonuna doğru SketchUp programcıları, giderek yaygınlaşan Google Earth isimli program için, kullanıcıların çizdikleri modelleri Google Earth’e aktarmalarına izin veren bir eklenti yayınladılar. Bu eklentinin geliştirilmesi sırasında Google ile @Last Software arasında ilerleyen yakınlaşma, 2006 Mart’ında Google’ın @Last Software’i ve dolayısıyla bu firmanın tek ürünü olan SketchUp’ı satın almasıyla sonuçlandı. Bir süre sonra Google, bazı özellikleri kırpılmış veya tamamen kaldırılmış ücretsiz bir versiyonu “Google SketchUp” adıyla piyasaya sundu; paralı versiyonun adı da SketchUp Pro olarak değiştirildi.

Casussavar yazılım (antispyware), casus yazılım (spyware) ve diğer kötücül yazılım (malware) türlerine karşı etkin koruma sağlayan güvenlik yazılımlarının genel adıdır.

Casus savar yazılım oldukça yeni bir olgudur. Piyasada artan sayıda bu konuda iddialı yazılımlar geliştirilmeye başlansa da; gelinen nokta, olması gerekenin gerisindedir. Öyle ki virüs korunma ürünleri üreten firmaların piyasaya virüs yayıp virüs korunmalarını (antivirus) satmaları nasıl abesse; casus yazılım ürünleri çıkaran firmaların, aynı zamanda casus savar yazılım ürünlerini üretip satıyor olması da o kadar vahimdir. Birinci durum “bilindiği kadarı” ile yoktur; fakat ne yazık ki ikinci duruma karşılık gelen birçok üretici bulunmaktadır [1] Bilgi ve Bilgisayar Güvenliği: Casus Yazılımlar ve Korunma Yöntemleri, Gürol Canbek, Şeref Sağıroğlu, Aralık 2006, Grafiker Yayıncılık, ISBN 975-6355-26-3.

Piyasada çok sayıda casus savar yazılımı, paket halinde sunulmaktadır. McAfee ve Norton gibi daha çok virüs koruma yazılımlarıyla ünlenen büyük şirketler de henüz yeterli seviyeye gelmese de casus savar yazılım ürünleri sunmaya başlamışlardır. Casus savar yazılım ürünleri arasında, ilk örnekleri olmasının avantajıyla en başta gelen yazılımlardan, Spybot Search & Destroy yazılımı ve Lavasoft şirketinin çıkartmakta olduğu Ad-Aware yazılımı sayılabilir. Bedava sürümü de bulunan bu yazılımlar, birçok ihtiyacı karşılamaktadır.

yerine “casussavar yazılım” terimi, ilk olarak Gürol Canbek tarafından önerilmiş ve kullanılmıştır Klavye Dinleme ve Önleme Sistemleri Analiz, Tasarım ve Geliştirme, Canbek, G., Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Eylül 2005. Tezde ayrıca çok sayıda güvenlik terimine Türkçe karşılıklar önerilmektedir.

Kaynakça